Hayatımız Türkiye'de işlerin nasıl yürüdüğünü gösteren lab sahasına döndü

Müesses nizamın "Devlet Networkü" elbette benim gibi yok hükmündeki Alevi Kürt bir vatandaşın lehine işlemeyecekti...

Bir muhalif olarak Türkiye'de işlerin nasıl yürüdüğünü üç aşağı beş yukarı biliyordum. Ancak çocuk istismarcısı sapkın para-militer çetelerin aile mahkemelerinden çıkan kararları manipule edebilecek güçte olmasını beklemiyordum: Bknz

Sağlı/sollu para-militer çeteleri aynı anda kumanda eden "derin" merkezler, kurumsal arka planı olan nitelikli iftira düzenekleriyle saldırdılar. Evliliğimiz boyunca sadakatsizlik üzerine kurduğu çarpık ilişkilerini en son benim öğrendiğim eski eşimin* uygunsuz eylemlerinin ortaya çıkmasından korktukları için boşanma kararını aldığım gün sağlı sollu paramiliter çetelerin düğmesine bastılar. Ayrı eve çıktığı Ocak 2014'ten itibaren çevremizdeki cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar ağlarını harekete geçirdiler. Eş zamanlı olarak mahalle aralarında gezen adi çetelerle siber kurgu masalarının düğmesine bastılar. Hikâyesi önceden yazılmış şaibeli bir ölümle ortadan kaldırılmamın hesabını yaptılar. Benim gibi çocuğuyla meşgul bir ev hanımını bundan en az 5-6 yıl evvel sinek gibi ezmiş olmaları gerekirdi. Ancak hesapları tutmadı. 

Bu işleri başıma açanlar Samsun Çarşambalı Altaylı'lar ve Yozgatlı Gür'lerdir. Birbirine taban tabana zıt güç odaklarının eş zamanlı olarak devreye girmesiyle aleyhimdeki nitelikli iftira düzeneklerini başlattılar. 

Eski kayınvalidem Melike Altaylı'nın hemşerilik ilişkilerini, eski kayınpederim Albay Ziyaettin Altaylı'nın ve Kürt düşmanı yeğeni Celal Altaylı'nın TSK bağlantılarını, Samsun'da katledilen devrimci önderlerden eski kayınbiraderim Nurettin Altaylı'nın sosyalist camiadaki mirasını eş zamanlı olarak aleyhimde kullanmayı marifet bildiler. Bunlara çocuğumun babası Fatih Kemal Altaylı'nın eşi TMSF Yozgat Kontenjanından avukat Nagihan Gür Altaylı'nın sosyal güç ilişkileri de eklenince durum benim açımdan tehlikeli bir hal aldı. 

Paramiliter çeteler eliyle itibarsızlaştırılmam, 2014'teki anlaşmalı boşanma protokolünde geçen velayetin kendilerine geçmesi ve akabinde bir intifa hakkının düşürülmesi yönündeki bir sonraki hukuki hamlenin zeminini oluşturacaktı. Beni zan altında bırakmaya programlı nitelikli iftira düzeneklerinde olası bir nefret suçu/saldırısı sonucu ölümüm halinde daha da kazançlı çıkacaklardı. Maruz kaldığım nitelikli iftiralar karşısında hasbelkader hayattayım. 

En büyük yanılgım şu oldu: Devlette asgari düzeyde de olsa bir DEVLET ADABI vardır zannettim...

Bugüne kadar benim ve evladımın başına gelmiş ve bundan sonra gelebilecek her şeyden Samsun Çarşambalı Altaylı'lar ve Yozgatlı Gür'ler sorumludur. 

Yargı sisteminde "White Supremacy"


(*) F.Kemal Altaylı gerek evliliğimiz süresince gerekse sonrasında dışarıda kurduğu çarpık ilişkilerle beni ve evladımı her tür riskle karşı karşıya bırakan basiretsiz/şahsiyetsiz bir adamdır. Kumpaslarla benden kopardıkları oğlumun sağlığı ve güvenliği için talep ettiğim savcılık soruşturmalarının layıkıyla yapılmasını yargıdaki güç ilişkilerini kullanarak engelleyen 2016'da evlendiği eşi TMSF avukatı Nagihan Gür Altaylı'yla birlikte telafisi imkansız yıkımlara sebep oldular. Bunlar ne ahlaki ne de insani yönden normal insanlar. Devletteki uzantılarını kullanan güç odaklarıyla işbirliği içerisinde hareket ediyorlar. Üzerime atılı çok ağır iftiralarla mahvolmam pahasına dahil oldukları güç odakları tarafından sıkı biçimde korunup kollanıyorlar. 






Bu blogdaki popüler yayınlar

Son 5-6 yıldır elimi attığım her işin altından istisnasız çok kötü kokular geliyor

Devletin en kilit kurumlarında Cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar grupları

Çocuk istismarcısı para-militer yapılanmaların etki gücü