Kayıtlar

Toplum kendine saygısını yitirirse en başta çocuklar yoldan çıkar

Resim
Son on yılda, özellikle internetin yaygın hale gelmesiyle dünyada çok şey değişti. İnsanın algılama kapasitesini misliyle aşan dijital dünyadaki gelişmeler sayesinde, adı konulmayan bir dijital devrim yaşandı. Ne var ki, hızından dolayı idrak edilemeden içinden geçilen bu devrimi, art niyetli güç odakları mevcut neoliberal sömürü politikalarının avantajına kullandı, kullanmaya da devam ediyor. Kapitalizmin ruhuyla uyumlu siber çeteler, birbirine eklemlenen internet networkleriyle kitleleri zarara uğratacak projelerde yer alıyorlar. Belli merkezlerden koordine edilen networkler, yapay zekanın sınırlarını zorlayarak toplumda telafisi olmayan yıkımlara imza atıyorlar. Mevcut siyasi ve coğrafi sınırları aşan siber çeteler binlerce yıllık insanlık birikimini yerle bir ediyor. Kitleler, ileri dijital tekniklerle sistematik biçimde manipüle edilerek aptallaştırılıyor. Dijital devrimin nimetlerini kirli işlere havale eden yapılar yaşadığımız mahallelere kadar sızıyor. Bu sebeple, "küç...

Çocukları stratejik bilgisayar oyunlarında ağına düşüren siber çeteler

Çocuklar hiçbir değer taşımayan çıkar odaklı sapkın siber çetelerin elinde oyuncağa dönüşüyor. Ulus aşırı siber çeteler ve yerel işbirlikçileri, yörüngelerine çektikleri çocukların davranış kalıplarını, olaylar karşısındaki olası tepkilerini, aile yapısını, özel bilgilerini, zafiyetlerini online bilgisayar oyunları üzerinden kurdukları samimi ilişkilerle onları tuzağa çekerek öğreniyorlar. Çocukları ağır psikolojik telkinlerle araçsallaştırarak suça ortak etme döngüsüne dahil eden siber çeteler, çocuklar kanalıyla mahallelere, okullara ve hatta insanların yuvalarına-mahremine kadar sızmış vaziyetteler.  Çağa uyarlanan devşirme yöntemleriyle çocukların iradelerini kırıyorlar, onları ergenlik zafiyetleri üzerinden kumanda ediyorlar. Bilgisayar başında ve akran öğrenmesiyle daha küçük yaşlardan itibaren suça ortak etme/ödül/tehdit/şantaj döngüsüne çektikleri bu çocuklara can güvenlikleri dahil ciddi riskler barındıran sistematik zorbalıklar yapılıyor. Suça bulaşan çocuklar çetenin ...

Sistem Felç

Resim
Siber çetelerin sızmadığı kurum kalmadı. İnsan psikolojisinin derinliklerine, kültürlerin ve inançların hassasiyetlerine hakim uzman kadrolarla çalışan devasa bir yapının yerel uzantıları ülkemizde oldukça aktif durumda. İnsanları, kurumları ve toplumu nasıl manipüle edeceklerini gayet iyi çözmüşler. Hemşerilik networklerine kadar sızmışlar. Kimi nereden vuracağını, nasıl manipüle edeceğini biliyorlar. Alevi'yi Sünni'yle, Kürt'ü Türk'le, Sağcıyı Solcuya, Mütedeyyin kesimi Seküler kesimle karşı karşıya getirmek çocuk oyuncağına dönmüş. Masa başında yapay zeka destekli kumpas ve tezgahların bilgisayar oyunu gibi kurulduğu Siber Çeteler çok aktif.  Herkesin maddi kâr elde edeceği sistemi kurmuşlar Suça ortak etme/ödül/tehdit/şantaj döngüsünde 11-12 yaşındaki çocukları bile kullanıyorlar. Yapay zeka destekli dijital manipülasyonla gerçeğinden kimsenin ayırt edemeyeceği ses ve görüntü üreten bir yapı arz ediyorlar. Telefonununuz, e posta hesabınız bilginiz dışında k...

Herkes devletin yarı resmi istihbaratçısı olmuş

Resim
Devlet de Mezhepler ve ideolojiler arasında pay edilmiş. Kim yaklaşsa kendi payına avantaj koparmanın derdine düşmüş. Rezillik... Bence sil baştan bir şeyler yapmak lazım. Zira insan kalitesi yerlerde sürünüyor. Sağcısı veya solcusu fark etmez; İdealist olanlara saygım var. Diğerleri çöp. SOSYOLOJİDE İKİ ÇEŞİT STATÜDEN BAHSEDİLİR: Biri doğuştan gelen (ascribed) diğeri de kazanılmış (achieved) statü. Ne yazıktır ki devletin sırtını sıvazladığı kesimler sosyal güç çevreleri sayesinde iş güç sahibi oldukları için kendilerini daha üstün görme gafletine düşüyorlar. Büyük yanılgı. Bu yanılgıyla insanlığa dair en kıymetli değerleri çiğnediğinin farkına bile varamayacak acziyete düşüyorlar. Düşkünlük bu değil de nedir? HADDİNİ BİLMEYEN İNSAN MÜMKÜNSE GÖZÜME GÖZÜKMESİN. paresantikatoptrismos.blogspot sayfasından: Zındık Cemaat Holdinglerle Statükocular arasında sıkıştık kaldık Kendi öz kimliğiyle varlık gösteren bir kadına bile tahammül edemediler. Davranış, kişiyi olduğu kadar o k...

Akran Zorbalığı

Resim
Oğlumun benden ayrı kaldığı iki yıl boyunca içeriğine vakıf olamadığım akran zorbalığına, tehdit ve baskılara maruz kaldığını düşünüyorum. Ona bilmediğim yol ve yöntemlerle baskı uygulayanlar, annesi olarak benimle yılda en fazla bir- iki defa görüşmesine müsaade ediyorlar.  Üçüncü görüşmeyi asla yapamıyorum çocuğumla. Sudan bir sebeple ve hatta kimi zaman ortada hiçbir sebep yokken telefonlara engel konuluyor, okuduğu okula onu görmeye gittiğimde aşağı inmiyor ve aşırı duygusal tepkiler veriyor. 8. sınıfta verdiği tepkiyi bugün okuduğu liseye onu görmeye gittiğimde de verdiğini üzülerek öğrendim, beni görmek için aşağıya inmedi. Daha sonraki görüşmemizde bu davranışının izahını veremiyor, sadece benden özür dilemekle ve bir daha yapmayacağına söz vermekle yetiniyor ancak o sözlerini de tutmuyor. Bir anne olarak oğlumun sistematik baskı altında olduğundan zerrece şüphem yok. Oğluma ikizi kadar benzeyen bir çocuğu 2018 yılında yaşadığım binaya sokup çıkaran bir düzenek ortaya çıkt...

“Siber silahlara karşı kimse güvende değil”

Resim
WhatsApp'ın İsrailli siber gözetim firması NSO Group'a casusluk suçlaması ile dava açması, siber güvenliği tekrar gündeme getirdi. Türk Stratejist Cem Bağcı, WhatsApp 'ın İsrailli siber gözetim firmasına açtığı ‘casusluk' davasına dikkat çekerek, önemli açıklamalarda bulundu. Dünyanın siber silahların hedefinde olduğunu vurgulayan Bağcı, “Buna karşı tek çözümün yerli ve milli siber silah projelerinin geliştirilmesidir. Yerli ve milli araçların geliştirilmesi için girişimciler teşvik edilmeli; Türk dijital savaş ordusu kurulmalıdır.” ifadelerini kullandı. Siber silahlarla dijital istihbarat savaşlarına daha çok tanık olacağımızı vurgulayan ünlü stratejist, “Siber silahlara karşı kimse güvende değil” dedi. WhatsApp'ın İsrailli siber gözetim firması NSO Group'a casusluk suçlaması ile dava açması, siber güvenliği tekrar gündeme getirdi. WhatsApp aracılığı ile 20 ülkede bin 400 kişinin telefonlarının izlendiği iddia ediliyor. Bu kişiler arasında hükümet yetkilileri,...

Aile Mahkemeleri, Emniyet, Savcılık çocukları korumaktan aciz

Kırk yılın başında ulaşabildiğim oğlumla dün güzel güzel konuştuk. Bugün için bana geleceğine söz verdi ve ben bütün gün onu bekledim. Telefonla ulaşamıyorum. Babasına zaten eşi Nagihan Gür'ün davaları başlattığı günden beri ulaşamıyorum. Şimdi bu çocuk anneme gidiyorum diye evden çıksa, kim nereden bilecek çocuğun nereye gittiğini. Sürekli aynı şeyi yaşıyoruz.14 yaşında bir çocuk. Anne ve babasının iletişimsizliğini kullanan sapkın birilerinin eline düşse bunu kim bulup çıkaracak, çocuğu kim kurtaracak içine düştüğü durumdan. İki defa savcılığa başvurdum çocuğumun internet ve telefon hatlarının incelenmesi ve herhangi bir zorbalığa maruz kalıp kalmadığının tespiti için. Seyit Ahmet Doğru adındaki savcıya yönlendirilen her iki başvuru da bir süre askıda bekletilip üzeri kapatıldı. Çocuklarımızı nasıl koruyacağız biz? Çocuklarımız internetteki her tür networkte etkinliği olan sapkın çetelerin elinde oyuncağa dönüştüyse, bunu bulup ortaya çıkarmak nasıl mümkün olacak eğer sapkınlık ...

Sizin gittiğiniz her yere sizden önce aleyhinizde üretilmiş manipulatif bilgi ve belgeyi servis ediyorlar

ARZ-TALEPLE ÇALIŞAN YASALARDAN MUAF TAŞERON DİJİTAL ÇETELER Birb irinden çok farklı siyasi çevrelerden Emniyete-Adliyeye kadar güçlü bir manipulasyon ağı kurmuşlar. Bir ucunda hackerlerin, bir ucunda adi fuhuş çetelerinin kol gezdiği, hiçbir ahlaki-vicdani kuralın işlemediği bu yasalar üstü devasa suç mahaline darbe indiremeyen DEVLET ahlaktan, namustan, hukuktan söz etme hakkına sahip olamaz! Hedefe konulan kişilerin aleyhinde üretilmiş profesyonel ellerden çıkma manipulatif bilgi ve belgeyi mümkün olan her yere servis ediyorlar. Böylelikle kişinin yaşam alanlarının daraltılmasını ve kişiyi yalnızlaştırmayı hedefliyorlar. Bundan maddi manevi kazancı olanlar işin arz/talep tarafını oluşturuyor. Suça ortak etme/ödül döngüsüyle genişleyen bu ahlaksız sistem kendi habitatını kurmuş. Küçük çıkarlarla çalışan "ara katmanlar" da mevcut. Bu "ara katmanlar" yalan ve iftiralardan kendilerine düşen rolü yerine getirerek aslında işin büyük kısmını üstleniyorlar.  Şahse...

Bir çocuk tarikata neden girer?

Resim
Hemen her şeyde olduğu gibi psikoloji biliminde de yöntem ve bulgular kötü niyetli insanların eline geçtiğinde, pusulasını kaybetmiş topluma ekilen kokuşmuş nüveler dal vermeye başlar. Çünkü saldıranlar bilir ki çocuklar insanların, toplumların, devletlerin canevidir.  Devşirme kültürü bir psikolojik savaş tekniğidir. Özünü korumakla birlikte daha modern dünyada sofistike yollarla sürdürülen köleleştirme şeklidir. Bunu günümüzde kültürel yozlaşmayla yarattıkları jenerasyonlar arasındaki uçurumla başarıyorlar. İnterneti kullanarak "sanal hipnoz" alanına çektikleri çocukların körpe zihinlerini iğdiş ediyorlar. En fazla sizden görünenler, kimi zaman en öteki olanlardır. Bir çocuğa, bir gence yapılabilecek EN BÜYÜK KÖTÜLÜK onun sevgisiz bir ailede, anlayışsız ve güvenilmez bir toplumda büyüdüğü algısını yaratmaktır. Kendini değersiz hisseden, güvende olmadığını düşünen her varlık, ona zarar vermek isteyenlerle onu gerçekten sevenleri ayırt etmekte zorlanır. Bunu bilinçli ol...

Çocukları bylock vari iletişim kanalları üzerinden kandırıp kumanda edenler kimdir?

Resim
Kartal Kentplus Site Yönetiminin sorumlusu olduğunu söyleyen Yusuf adlı şahıs kendinden emin bir tavırla "merak etmeyin öyle bir şey olmayacak" dediğine göre, kendisi çocukları kullanan ve yönlendiren networkün koordinasyon tarafında yer alıyor. Yoksa kimse kimsenin çocuğunun can güvenliğiyle ilgili bu kadar kendinden emin konuşmaya cesaret edemez. Bugün [19.08.2019] Kartal Soğanlık'ta Kentplus güvenliğinin rol aldığı aleyhimdeki algı yönetimi kayıt altına alındı. Söyledikleriyle ve savunduklarıyla çelişen unsurlar var. Bu düzenekle ilgili bağlantılar bir yerden sonra çaba sarf etmeksizin kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yusuf adlı şahsın sergilediği tavrın ve kurduğu cümlelerin neredeyse aynısını 2019/31360 no'lu soruşturmaya bakan savcı Seyit Ahmet Doğru'da gördüm ve duydum. Savcılık kaleminden Samet adlı şahıs bana kalırsa aynı ekipten. Sapkın pedofil çetelerle olası bağlantıları araştırılsın. Zira ya manipule edildiler ya da manipulasyon yapanlarla işbirliği i...

Çocuklar arasında yaygınlaşan "siber zorbalık"

[Siber zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarıdır. Vikipedi ] İnternet dünyasına doğan Z kuşağı bizim gibi eski toprakların idrakini aşan bir beyin algoritmasıyla yetişiyor. Yaşadıklarını ifade biçimleri bile zaman zaman algı kapasitemizin dışına çıkabiliyor. Bunlar uzmanlık gerektiren başlıklar. Benim dikkatimi cezbeden konu daha ziyade çocukların kendi aralarında kurduğu, içinde ağır hak ihlallerinin yaşandığı ve yasadışı birçok suçun işlendiği networklerin kimler tarafından işlevsel hale getirilerek kullanıldığ ı meselesidir. Çocuklar, i nternet üzerinden farklı siyasi sekterlerin ya da farklı güç odaklarının, ellerini hiç kirletmeden kullandığı birer araç haline getiriliyor. Çocukları laboratuvar faresi gibi yönetip yönlendiren bu yapılar çağın en büyük düşmanı olarak tarihe geçme potansiyeline sahipler. 10-14 yaş aralığı kritik. Zihinleri her türlü telkine açık olan bu ya...

Hakikat hiçbir zaman insanın çok uzağında olmadı. Ancak insan hakikate yüz çevirdi.

Resim
Çarpıcı bir Röportaj:  Türkiye'den IŞİD'e katılan İlyas Aydın: İstihbarat servislerinin gayrimeşru çocuklarıyız Not: ÖSO S.Peker'in yolladığı Toyotaları da satmıştır. ÖSO kim? Muhteviyatı sürekli değişiklik gösteren, başta Seküler Kürtler ve Aleviler olmak üzere kendileri gibi olmayanlara düşmanlık güden kökten dinci faşist bir silahlı örgüt. On binlerce Afrinli,  başıbozuk ÖSO istilası yüzünden aileleriyle birlikte evini barkını terk ederek güneydeki çorak arazilere kaçmak zorunda kaldı (Uluslararası kuruluşların raporlarında bunların kaydı vardır). Boşalan evlere, nüfus mühendisliğine soyunan istilacılar kendi ailelerini yerleştirmeyi ihmal etmedi. Ne var ki "insan" her yerde var. Yabancı basına yansıyan röportajlarda, bu evlere yerleşen kökten dinci ailelerden bazılarının "içimize sinmiyor" açıklamalarına da denk gelmişliğimiz vardır. Yüzlerce yıldır Afrin'i yurt edinmiş Kürt Soydaşlarıma iki yıldır kan kusrturan ÖSO denen ne idüğü muamma...

Oğlumun güvenliğiyle ilgili soruşturma talebime "kovuşturmaya yer yok"

kararı alan savcıya giderek, herhangi bir sorunun yaşanmış olduğuna dair somut deliller ortaya koyarsam buna ne diyeceksiniz, diye sordum. Ne gibilerinden manasında bakınca, mesela oğlumun babasında kaldığı süre boyunca telefonuna kayıtlı olan gmail adresine ait konum ve işlem geçmişi bende, dediğimde bana "ama bu bir suç" diye karşılık verdi. Pardon?! Çocuğuma iki yıldır ulaşamıyorum, çocuğum benden özellikle izole edilerek alıkonuluyor, bana düşmanlık hisleriyle dolduruluyor dediğimde oralı bile olmazken, bende suç bulmaya çabalamak nedir? Çocuğuma uygunsuz söz ve davranışları telkin edenleri bulun diyorum, bana zerre kadar yardımcı olmadıkları gibi en ufak bir fırsatta suçlu durumuna düşürmeye çalışıyorlar. Herkes mi yavuz hırsız olmuş?! Siz tekin değilsiniz. Sağlam ayak değilsiniz. Kellemi keserim ki değilsiniz. Savcı ve yardımcısı Samet. Savcıdan ziyade Samet adlı şahıstan şüpheleniyorum. iddia ediyorum; Samet adlı şahıs, aleyhimde karar alınması için ya bir yerden rüşv...

Aileden insanlar kim/ler/in topluna girdiklerini izah etmeye mahkumlar

Resim
2015 yılından beri beni maddi manevi yılgınlığa düşürmek ve yalnızlaştırmak isteyenlerin planları bir bir gün yüzüne çıktıkça, zamanında kavramakta güçlük çektiğim tuhaf hal ve tavırlarının izahı da gelecektir diye umut ediyorum. Arat (Arkadaşım Papatya'yla bütün gün onun babasının eski ofisinde çalıştıktan sonra eve dönerken bütün yorgunluğumuza rağmen Arat'ın Galata'da çalıştığı dükkanın önünden selam vermeden geçip gitmek ayıp olur dedik, uğrayıp hal hatır sorduk. Akşamında bu mesajı atmış bana. O gün bugündür görüşmüyorum. Benim bu geri zekalı akrabalarımın kimlerin topluna girip ne yaptığını Allah bilir.) bir sonraki caps'te ablam Sibel'in mesajları yer alıyor. Sibel (2013 Eylül'ünde Kemal'le kati biçimde ve net olarak ayrılık kararı aldığımız günden beri Sibel'in tek derdi - ne hikmetse- oturduğum evin Kemal'in hakkı olduğu lobisini yürütmek oldu. Boşanmanın gerçekleştiği 2014'den bir yıl sonra bile hala aynı argümanı tekrarlayın...

Türkiye'de kurumsal ayrımcılık: Fırsat eşitliği ve liyakat yerine ahbap-çavuş düzeni

Resim
Apoletli statükocular, Fetö'cüler, Cumhur İttifakı derken gelen gideni aratmıyor... Türkiye'de Alevi bir Kürtseniz iktidarı oluşturan örtük/açık koalisyonlar aynı kapıya çıkıyor: Bize yönelik kurumsal ayrımcılıkta ve düşmanca politikalarda hepsi birleşiyor. Siyaseti belirleyen büyük sermaye tekçiliğin bayraktarlığını yapanların elinde olduğu müddetçe durum değişmeyecek. 2015 yılında Kamu Denetçiliği Kurumuna elimdeki resmi belgeyle bir başvuruda bulundum. 2000 yılındaki öğretmenlik atamalarında mezun olduğum bölümün felsefe grubu ders kredileriyle ilgili hatanın geriye dönük olarak düzeltilip düzeltilemeyeceğini MEB'in o dönem gönderdiği gerekçeli ret belgesiyle birlikte sordum (Dosya no: 2015/5946). Kamu Denetçiliği Kurumundan aradılar. Yarım saat konuştular. Nihayetinde tekrar KPSS'ye girmemi tavsiye etmekten öteye geçen bir açıklamada bulunmadılar. İşin gerçeği öğretmenlik arzu ettiğim meslek değildi. Asıl amacım saatleri az olan bir memuriyetle anneliği dengeleyen b...