Sorun çözeceği yerde sorun üreten bir yargı sisteminden kimseye hayır gelmez

İHMAL YOKSA KASIT VARDIR - Paramiliter çetelerin kadına ve çocuğa yönelik kurumsal destekli sistematik zorbalıkları karşısında, hukuki başvurularıma rağmen saygınlığı olan bir devlet iradesi göremedim: Bknz - "Sapkın para-militer çeteler devletten daha güçlüymüş"

Kurumlardaki paralel yapılanmaların "devlet imajı" karşısında haklı olmanız hiçbir şey ifade etmiyor. Hak arayışlarımın önüne set çekmek için beni sürekli olarak kendimi savunmak durumunda bırakan taktiksel davalarla ve arka plandaki kurumsal düzeneklerle mücadele etmekte takdir edersiniz ki zorlanıyorum. 

Haklı ve mağdurken beni maddi manevi yılgınlığa uğratmaya ve yargı eliyle kriminalize etmeye programlı taktiksel dava ve soruşturmalarla uğraşıyorum. Oğlumu akran ve siber zorbalıklarını da yöneten organize bir çetenin saldırılarından korumak için mücadele ederken, yargı ve emniyetteki paralel yapılanmaların engelini aşamıyorum. Bknz - "Taraflı, bağımlı ve sorumsuz yargı süreçleri". 2017'de başlatılan dava ve soruşturmalara yenileri ekleniyor. Öyle ki üzerimizde oynanan oyular neticesinde 2017 Ekim'inden itibaren babasıyla yaşamaya başlayan ve o vakitler henüz on iki yaşında olan oğlumun kaldığı eve yüz metre yaklaştığımda tutuklanmam için Blog yazılarımı gerekçe gösterdikleri soruşturmalarda 6284 sayılı yasayı amacının tam aksi yönde defalarca suiistimal ettiler. Tutuklanmam için kumpas kurdular. Kartal kentplus site güvenliğini dahi aleyhimdeki yalan ve iftiralarla defalarca zor duruma düşürdüler.

Blog yazılarımdan dolayı sanık olarak yargılandığım "Hakaret" gerekçeli 5. dava bu defa bir yargı yetkilisi tarafından açıldı. Yazılı savunmamı somut gerekçelerle duruşmadan iki gün önce açık kimlik ve adres bilgilerimle birlikte davanın görüleceği Anadolu 27.Asliye Ceza Mahkemesine sunmama rağmen davanın ilk duruşmasına gitmediğim gerekçesiyle, 17 Aralık 2022 günü kapıma gelen iki sivil polisin zoruyla "kaçaklar listesindesiniz" denilerek sivil bir araçla evimden gözaltına alındım.

Polis devriyesiyle bir cumartesi günü gündüz vakti kaçaklar listesinde olduğum gerekçesi ve "aranıyor" sıfatıyla beni evimden alıp "bizim gücümüzü bilmiyorsun" mesajını veren KURUMSAL "İRADE", kendi halinde doğru düzgün yaşayan bir yurttaş olarak benden kendilerine güven ve saygı duymamı beklemesin. Kurumsal gücü kullanarak vatandaşa eziyet eden bir yargı sistemi eğer devleti temsil ediyorsa bizler kime, nereye başvuralım? Yok, bunu yapanlar devletteki cemaat/hemşerilik/siyasi güç odaklarından biriyse, yekpare/egemen devlet mekanizmaları yok demektir. Yamalı bohçadan farksız bir sistemden de en son bizlere hayır gelir.

Mahkemeye (zorla) gittiğimde ifademi alan kadın hakim, bir sonraki duruşma için bana "gelsen de olur gelmesen de olur" dedi. Bunun ne manaya geldiğini bilmiyordum ancak söyleneni mantıken kendi lehime yorumladım. Ne var ki gitmediğim bir sonraki duruşmanın aleyhimde ilerlediğini, Blog yazılarıma açılan önceki dört davadan beraat verilmeyen Anadolu 7.ve 14. Asliye Ceza kararlarının zikredilerek kriminalize edildiğim bir sürecin işlediğini öğrendim. Son yıllarda sıkça karşılaştığım "Yabancı ikizi" tezgahlarını hesaba kattığımda, kadın hakimin bir sonraki duruşma için "gelsen de olur gelmesen de" telkininin bir tuzak olma ihtimalini değerlendirmiyor değilim. Benim yerime ben zannedilecek başka birinin duruşmada bulunup bulunmadığını bilmiyorum. Üstün körü gösterilen sahte bir kimlikle bunu yapabilirler. Her şey mümkün. Zira karşımızda kurumsal uzantılarıyla çalışan organize bir çete yapılanması ve buna ilişikin fazlasıyla somut veri var. Davanın gerekçesi yapılan herkese açık Blog yazılarım tam da bu somut verileri arşivlediğim yerdir. 

Davayı açan kişi 2019'da henüz on dört yaşında olan oğlumun sağlığı ve güvenliğiyle ilgili somut kaygılarımı arka arkaya ilettiğim savcılık soruşturma taleplerime 'kovuşturmaya yer yok' kararı çıkaran savcılardan biri. Kendilerini şahsen tanımıyorum. Diğer yargı süreçlerinde olduğu gibi oğlumla ilgili somut kaygılarımı ilettiğim savcılık soruşturmalarının layıkıyla yerine getirmediğini düşünüyorum. Davaya konu olan Blog yazılarım, yargısal süreçlere ililkin nesnel eleştiriler üzerinedir; hiç tanımadığım yargı yetkililerine şahsen yöneltilmiş değildir. [Anadolu Adliyesinde oğlum lehine talep ettiğim ancak kyok ile kapatılan üç savcılık soruşturması: 2019/31360, Kyok'a itiraz başvurusu ve - 2019/134800]. Üçüncü şahısların evladım için verdiğim haklı mücadeleyi boşa çıkarma çabası, çocuk istismarcısı adi çetelerin güdümünde alınan hatalı yargı kararları ve soruşturmalardaki ciddiyetsizlik oğlumun eğitim hayatını mahvetti, beden ve ruh sağlığını olumsuz etkiledi. Usulüne uydurularak suiistimal edilen yasalar, evladım için verdiğim mücadelemde sözümü değersizleştirmenin, beni kriminalize etmenin, maddi manevi yılgınlığa uğratmanın aparatı yapıldı. Emniyet ve Yargı başta olmak üzere kurumlardaki çıkar ağlarında otomasyona bağlanan tezgah ve oyunlar bitmek bilmedi. Sağlı sollu paramiliter çetelerin yürüttüğü çapraz itibarsızlaştırma düzenekleriyle, resmi kayıtlara geçirmekten imtina ettikleri nitelikli iftiraların delil ve eserleri kurum içi networklerde dolaşıma sokuldu. Mahkemeleri arkadan dolanarak yargı yetkililerine servis esilen manipulatif bilgi ve belgelerle telafisi imkansız hatalı kararların önü açıldı.

Tek bir takipçisi dahi olmayan, görüntüleme istatistikleri yerlerde sürünen kişisel Blogger mecramda ele aldığım yargı kararlarındaki tutarsızlıkları, asimetriyi, kurumlardaki hatalı işleyişe yönelik somut eleştirilerimi soruşturmalara bakan bir savcının kendi şahsına yönelik hakaret gerekçesi yapması doğru bir yaklaşım olmadığı gibi yargı sistemi açısından sorunlu bir tavırdır. Haklıyı ve mağduru üçüncü şahısların menfaatleri doğrultusunda yargı eliyle mağdur etmek yetmezmiş gibi, soruşturmadaki aksaklıkları kabul etmeyen kamu görevlilerinin meseleyi şahsi boyuta taşıması, vatandaşı karşılarına alarak yasaları maddi manevi yılgınlığa uğratmak için kullanması kabul edilemez. Yargıda adalet anlayışıyla çelişen bu mantıkla hareket edildiği vakit, - başıma bir şey gelirse arkamda adaleti görebilmek için - Blogumda arşivlediğim yargı süreçlerine bakan kamu görevlilerinin her birinin tek tek dava açması beklenir. Bu da beni adliye koridorlarında süründürmeye and içmiş sorunlu üçüncü şahısların* (TMSF avukatı Nagihan Gür Altaylı) yargıdaki sosyal ve siyasal güç ilişkilerini göstermesi bakımından manidardır.

Kurumlara sirayet eden cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar ağlarının haklıyı ve mağduru maddi manevi yıldırma ve yargı eliyle kriminalize etme girişimleri, düşmanlık hukukunda dahi yeri olmayan bir tür eziyettir. Liyakatsizliğin üzerini örtme çabasıdır. Yasaları defaatle asıl amacının tam aksi yönde biçimde suiistimal etmektir. İtibarsızlaştırma saldırılarının mimarı avukat Nagihan Gür Altaylı'nın ve (eski eşim olan) eşi Fatih Kemal Altaylı'nın avukatları avukat Serpil Alçın'ın imzasıyla Anadolu 19. Aile Mahkemesinde geçen "Kayıt dışı hayli yüksek gelirimin, farklı bankalarda hesaplarımın, çok yüksek harcamalarımın" olduğu yönündeki ağır itham ve iftiraların derin bir arka planı var. Bu insanların yargı ve emniyetteki bağlantıları, akrabalık ilişkileri, siyasi networkleri kamu güvenliği ve halk sağlığı adına mercek altına alınmalıdır.


(*) 2014 Ocak ayında eski eşimle işyerinden uzatmalı sevgilisi ve şimdiki eşi TMSF avukatı Nagihan Gür Altaylı'nın başlattığı itibarsızlaştırma saldırılarında, kurumsal arka planlı olan organize bir çetenin hedefindeyim. Benim ve oğlumun bugüne kadar başına gelmiş veya bundan sonra gelebilecek her şeyden oğlumun babası fatih kemal altaylı ve çocuk istismarcısı çeteci eşi avukat nagihan gür altaylı sorumludur. Taraflı, Bağımlı ve Sorumsuz Yargı Kararlarının arkasındaki isimler bunlardır. (Ocak 2014, eski eşimin ayrı eve çıktı ve aleyhimdeki itibarsızlaştırma tezgahlarında teyakkuza geçildiği tarihtir)







Bu blogdaki popüler yayınlar

Son 5-6 yıldır elimi attığım her işin altından istisnasız çok kötü kokular geliyor

Çocuk istismarcısı para-militer yapılanmaların etki gücü

Devletin en kilit kurumlarında Cemaat/hemşerilik/siyasi çıkar grupları