Kayıtlar

Bir çocuk tarikata neden girer?

Resim
Hemen her şeyde olduğu gibi psikoloji biliminde de yöntem ve bulgular kötü niyetli insanların eline geçtiğinde, pusulasını kaybetmiş topluma ekilen kokuşmuş nüveler dal vermeye başlar. Çünkü saldıranlar bilir ki çocuklar insanların, toplumların, devletlerin canevidir.  Devşirme kültürü bir psikolojik savaş tekniğidir. Özünü korumakla birlikte daha modern dünyada sofistike yollarla sürdürülen köleleştirme şeklidir. Bunu günümüzde kültürel yozlaşmayla yarattıkları jenerasyonlar arasındaki uçurumla başarıyorlar. İnterneti kullanarak "sanal hipnoz" alanına çektikleri çocukların körpe zihinlerini iğdiş ediyorlar. En fazla sizden görünenler, kimi zaman en öteki olanlardır. Bir çocuğa, bir gence yapılabilecek EN BÜYÜK KÖTÜLÜK onun sevgisiz bir ailede, anlayışsız ve güvenilmez bir toplumda büyüdüğü algısını yaratmaktır. Kendini değersiz hisseden, güvende olmadığını düşünen her varlık, ona zarar vermek isteyenlerle onu gerçekten sevenleri ayırt etmekte zorlanır. Bunu bilinçli ol...

Çocukları bylock vari iletişim kanalları üzerinden kandırıp kumanda edenler kimdir?

Resim
Kartal Kentplus Site Yönetiminin sorumlusu olduğunu söyleyen Yusuf adlı şahıs kendinden emin bir tavırla "merak etmeyin öyle bir şey olmayacak" dediğine göre, kendisi çocukları kullanan ve yönlendiren networkün koordinasyon tarafında yer alıyor. Yoksa kimse kimsenin çocuğunun can güvenliğiyle ilgili bu kadar kendinden emin konuşmaya cesaret edemez. Bugün [19.08.2019] Kartal Soğanlık'ta Kentplus güvenliğinin rol aldığı aleyhimdeki algı yönetimi kayıt altına alındı. Söyledikleriyle ve savunduklarıyla çelişen unsurlar var. Bu düzenekle ilgili bağlantılar bir yerden sonra çaba sarf etmeksizin kendiliğinden ortaya çıkıyor. Yusuf adlı şahsın sergilediği tavrın ve kurduğu cümlelerin neredeyse aynısını 2019/31360 no'lu soruşturmaya bakan savcı Seyit Ahmet Doğru'da gördüm ve duydum. Savcılık kaleminden Samet adlı şahıs bana kalırsa aynı ekipten. Sapkın pedofil çetelerle olası bağlantıları araştırılsın. Zira ya manipule edildiler ya da manipulasyon yapanlarla işbirliği i...

Çocuklar arasında yaygınlaşan "siber zorbalık"

[Siber zorbalık, bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışlarıdır. Vikipedi ] İnternet dünyasına doğan Z kuşağı bizim gibi eski toprakların idrakini aşan bir beyin algoritmasıyla yetişiyor. Yaşadıklarını ifade biçimleri bile zaman zaman algı kapasitemizin dışına çıkabiliyor. Bunlar uzmanlık gerektiren başlıklar. Benim dikkatimi cezbeden konu daha ziyade çocukların kendi aralarında kurduğu, içinde ağır hak ihlallerinin yaşandığı ve yasadışı birçok suçun işlendiği networklerin kimler tarafından işlevsel hale getirilerek kullanıldığ ı meselesidir. Çocuklar, i nternet üzerinden farklı siyasi sekterlerin ya da farklı güç odaklarının, ellerini hiç kirletmeden kullandığı birer araç haline getiriliyor. Çocukları laboratuvar faresi gibi yönetip yönlendiren bu yapılar çağın en büyük düşmanı olarak tarihe geçme potansiyeline sahipler. 10-14 yaş aralığı kritik. Zihinleri her türlü telkine açık olan bu ya...

Hakikat hiçbir zaman insanın çok uzağında olmadı. Ancak insan hakikate yüz çevirdi.

Resim
Çarpıcı bir Röportaj:  Türkiye'den IŞİD'e katılan İlyas Aydın: İstihbarat servislerinin gayrimeşru çocuklarıyız Not: ÖSO S.Peker'in yolladığı Toyotaları da satmıştır. ÖSO kim? Muhteviyatı sürekli değişiklik gösteren, başta Seküler Kürtler ve Aleviler olmak üzere kendileri gibi olmayanlara düşmanlık güden kökten dinci faşist bir silahlı örgüt. On binlerce Afrinli,  başıbozuk ÖSO istilası yüzünden aileleriyle birlikte evini barkını terk ederek güneydeki çorak arazilere kaçmak zorunda kaldı (Uluslararası kuruluşların raporlarında bunların kaydı vardır). Boşalan evlere, nüfus mühendisliğine soyunan istilacılar kendi ailelerini yerleştirmeyi ihmal etmedi. Ne var ki "insan" her yerde var. Yabancı basına yansıyan röportajlarda, bu evlere yerleşen kökten dinci ailelerden bazılarının "içimize sinmiyor" açıklamalarına da denk gelmişliğimiz vardır. Yüzlerce yıldır Afrin'i yurt edinmiş Kürt Soydaşlarıma iki yıldır kan kusrturan ÖSO denen ne idüğü muamma...

En kilit kurumlarda liyakatin yerini adam kayırma alırsa

Yozgatlı Gür ailesinin hayata tutunma biçimi paraya ve güce yaslanmak olmuş. Başkasına ait olan hakkı gasp etmek aile geleneğine dönüşmüş. 2006 Yılında dönemin Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sunulan bir soru önergesinde, o dönemin parlayan kurumu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna eş, dost, akraba bağıyla alınan kadrolar sorulmuş. Şener kurumun bu konuda "kendi iç kararıdır" yanıtını vermiş. Ülke sermayesinin dümenini tutan bu kadar ciddi bir kurumun çatısı altında toplumun ortak değerlerini alaşağı eden, aldatma ve sadakatsizlik üzerine kurulan, hiç olmaması gereken düzeysizlikler de sergilenmiştir. TBMM'ye sunulan soru önergesinin geçtiği 2006 yılına ait haber: CHP'li Aydın'ın Devlet Bakanı Abdullatif Şener'den yazılı olarak yanıtlamasını istediği soru önergesinde, şu isimler ve yönetim kurulu üyelikleriyle yakınlıkları soruldu:  *Selçuk Uysaler (Finansman Koordinatörü, Mehmet Akif Yaşin gibi Çor...

Oğlumun güvenliğiyle ilgili soruşturma talebime "kovuşturmaya yer yok"

kararı alan savcıya giderek, herhangi bir sorunun yaşanmış olduğuna dair somut deliller ortaya koyarsam buna ne diyeceksiniz, diye sordum. Ne gibilerinden manasında bakınca, mesela oğlumun babasında kaldığı süre boyunca telefonuna kayıtlı olan gmail adresine ait konum ve işlem geçmişi bende, dediğimde bana "ama bu bir suç" diye karşılık verdi. Pardon?! Çocuğuma iki yıldır ulaşamıyorum, çocuğum benden özellikle izole edilerek alıkonuluyor, bana düşmanlık hisleriyle dolduruluyor dediğimde oralı bile olmazken, bende suç bulmaya çabalamak nedir? Çocuğuma uygunsuz söz ve davranışları telkin edenleri bulun diyorum, bana zerre kadar yardımcı olmadıkları gibi en ufak bir fırsatta suçlu durumuna düşürmeye çalışıyorlar. Herkes mi yavuz hırsız olmuş?! Siz tekin değilsiniz. Sağlam ayak değilsiniz. Kellemi keserim ki değilsiniz. Savcı ve yardımcısı Samet. Savcıdan ziyade Samet adlı şahıstan şüpheleniyorum. iddia ediyorum; Samet adlı şahıs, aleyhimde karar alınması için ya bir yerden rüşv...

Aileden insanlar kim/ler/in topluna girdiklerini izah etmeye mahkumlar

Resim
2015 yılından beri beni maddi manevi yılgınlığa düşürmek ve yalnızlaştırmak isteyenlerin planları bir bir gün yüzüne çıktıkça, zamanında kavramakta güçlük çektiğim tuhaf hal ve tavırlarının izahı da gelecektir diye umut ediyorum. Arat (Arkadaşım Papatya'yla bütün gün onun babasının eski ofisinde çalıştıktan sonra eve dönerken bütün yorgunluğumuza rağmen Arat'ın Galata'da çalıştığı dükkanın önünden selam vermeden geçip gitmek ayıp olur dedik, uğrayıp hal hatır sorduk. Akşamında bu mesajı atmış bana. O gün bugündür görüşmüyorum. Benim bu geri zekalı akrabalarımın kimlerin topluna girip ne yaptığını Allah bilir.) bir sonraki caps'te ablam Sibel'in mesajları yer alıyor. Sibel (2013 Eylül'ünde Kemal'le kati biçimde ve net olarak ayrılık kararı aldığımız günden beri Sibel'in tek derdi - ne hikmetse- oturduğum evin Kemal'in hakkı olduğu lobisini yürütmek oldu. Boşanmanın gerçekleştiği 2014'den bir yıl sonra bile hala aynı argümanı tekrarlayın...

Türkiye'de kurumsal ayrımcılık: Fırsat eşitliği ve liyakat yerine ahbap-çavuş düzeni

Resim
Apoletli statükocular, Fetö'cüler, Cumhur İttifakı derken gelen gideni aratmıyor... Türkiye'de Alevi bir Kürtseniz iktidarı oluşturan örtük/açık koalisyonlar aynı kapıya çıkıyor: Bize yönelik kurumsal ayrımcılıkta ve düşmanca politikalarda hepsi birleşiyor. Siyaseti belirleyen büyük sermaye tekçiliğin bayraktarlığını yapanların elinde olduğu müddetçe durum değişmeyecek. 2015 yılında Kamu Denetçiliği Kurumuna elimdeki resmi belgeyle bir başvuruda bulundum. 2000 yılındaki öğretmenlik atamalarında mezun olduğum bölümün felsefe grubu ders kredileriyle ilgili hatanın geriye dönük olarak düzeltilip düzeltilemeyeceğini MEB'in o dönem gönderdiği gerekçeli ret belgesiyle birlikte sordum (Dosya no: 2015/5946). Kamu Denetçiliği Kurumundan aradılar. Yarım saat konuştular. Nihayetinde tekrar KPSS'ye girmemi tavsiye etmekten öteye geçen bir açıklamada bulunmadılar. İşin gerçeği öğretmenlik arzu ettiğim meslek değildi. Asıl amacım saatleri az olan bir memuriyetle anneliği dengeleyen b...

Bütün bu davaların, beni ve çocuğumu ateşe atmalarının sebebi çıkıyor ortaya

Avukat Nagihan Gür Altaylı devletin en prestijli kurumlarından biri olan TMSF çatısı altında planladığı tezgahların her ince ayrıntısını hesaplayarak hareket ediyor. 2017'de somut gerekçe sunmaksızın açtıkları velayet davasının arka planında yine bu kirli hesaplar çıkıyor. Yakın bir dostum beni bu konuda beni uyarmıştı. Kadının bütün derdinin kuru mülkü oğlumun üzerinde olan daireyi almak olduğunu söylemişti.  Gerçekçi gelmemişti bana.  Kadın ortak mülkü de edinme derdindeymiş. K urumsal destekli yalancı şahitliklerin, dijital manipulasyonların, sosyal medya  trollerinin , nitelikli iftira düzeneklerinin arka planından bunlar çıkıyor. Zaten  ne işi olur benim gözümden sakındığım evladımla bu çıkarcı kadının. Ben ölünceye kadar geçerli olan intifa hakkını nitelikli iftira çeteleriyle kurduğu çıkar ilişkileri üzerinden beni itibarsızlaştırarak el koymak için sosyal ve siyasal güç çevrelerini kullanmışlar. Anlamıyorum bu işlerden. Bir sürü hukuki saldırıya maruz kaldım,...

Devlet devlet değil ki...

Resim
İki kelimeyi bir araya getiremeyen adamlar burnumuzun dibinde tezgah kurmuş, ahlaksız işler yapmış, devlet de yıllarca izlemiş bunları. İnsan sıfatında bile görmediğimiz adamlar ırkçılık/milliyetçilik ayağına arkamızdan iş çevirecek cesareti devletin kendilerini görmezden gelmesinden buluyor. Bütün bu kepazeliklere Kürt, Alevi, sosyalist bir kadın olduğum için mi ya da birilerinin diş bilediği ODTÜ mezunu olduğum için mi yıllardır göz yumuluyor? Ya Devlet olarak vatandaşına karşı yükümlülüklerini yerine getirirsin ya da beni rahat bırakırsın ben daha güzelini, edeplisini kurarım kendime. Adamlar "Vatan Savunması" "Para-militer Dijital Güç" görünümlü fuhuş çetesi kurmuşlar mahallelerde, çoluk çocuklarımıza kadar musallat olan sapkın bir tarikat gibiler. Daha kaç yıl peşimize taktığınız iti kopuğuyla uğraşacağız?..  Neyse, dünyanın derdi bitmez. Ben en iyisi dünden beri canımın çektiği ıspanaklı yumurtamı pişirip fıstık gibi bir İstanbul bahar havasında Pazar kahvaltı...