Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kılıçdaroğluna Benzeyen Dans Eden Dede

Kemal Kılıçdaroğlu'ya benzeyen birini bulup tiktok fenomeni yapanlar bize ne yapmaz ki... Ne olur ne olmaz diye şuraya not düşeyim: Benim tiktok ve türevi herhangi bir hesabım yok. Bu tarz mecralarda  paylaşım ya da her hangi bir yayın yaptığım bir mecra yok. Zaten benim bunlara ayıracak vaktim de yok. Yirmi otuz yıllık arkadaşlarımla kırk yılın başında aramızda yaptığımız komik paylaşımlar ele geçirilip formatından kopartarak  bir yerlere servis edildiyse bunu bir yere kadar anlarım. Çok da tınmam. Ancak süreklilik arz eden sistematik paylaşımlarla beni zan altında bırakan herhangi bir hesap varsa lütfen iletin ki gerekli yargı sürecini başlatabileyim. HERKES YALANA VE ÇIKAR İLİŞKİLERİNE BATMIŞ KENDİ ENFORMASYON AĞINDAN SORUMLUDUR.  YALANI, İFTİRAYI ÜRETEN VE/YA YAYANLARIN CEZAİ EHLİYETLERİ VARSA YARIGILANMALARI GEREKİR.  NİTELİKLİ İFTİRALARDA ETKİN ROL ALMAK SUÇTUR.

Cem 11-12 yaşına kadar yalan nedir bilmezdi

Dürüst bir çocuk yetiştirdim ben. Ancak birileri çocuğu üç-dört yılda kendilerine benzetti. Bir lafı bir lafını tutmuyor çocuğumun. İki lafından bir yalan. Soruyorum "oğlum niçin yalan söyledin" diyorum, şaka yaptım diyor. Dengesiz, izaha muhtaç halleri çoğaldı. Bunlar kırk yılın başında görüp iletişim kurduğumda ortaya çıkarttıklarım.  Babası davalar başladığı gün karısının direktifi üzerine benimle iletişimi kesti. Onca olaya rağmen ben hala Kemal'e ortak evladın hatrına mahkeme kapılarında gördüğümde hal hatır soruyorum. Ancak eşi Nagihan Gür Altaylı ve avukatı Serpil Alçın yaşını başını almış adamı kolundan çekiştirip uzaklaştırıyorlar. Adam zaten tuhaftı daha da bi tuhaf olmuş. Robota dönmüş. Benim tek derdim var o da oğlum. Onu bile benden izole ederek üç yılda kendilerine benzettiler. Emniyete, Adliyeye sızmış suç yapılanmalarının, pedofil süpervizörlerle çalışan sapkın çetelerinin güdümünde karar alan mahkemeniz yerin dibine batsın.  Çocuğumu devletten de mi korum...

Tahminimden de büyük tezgah ve kumpaslar söz konusu sanırım

2014 Kasım ayında eski kayınvalidem Melike Altaylı telefonla aradı. Kemal'le ayrıldığımızı bilmiyor gibiydi. Ben de yaşına hürmetle renk vermedim. "Seni çok mu üzdük yavrum" dedi. 2009'da sebep olduğu uygunsuz ve kırıcı bir olaya istinaden söylediğini düşündüm. Onun için olumsuz bir şey düşünmediğimi hakkımı helal ettiğimi söyledim. Bir başka ilginç telefon da uzun zaman görüşmediğim annemden gelmişti. Bana anlam veremediğim bir şekilde, affetmenin insanın kendi mutluluğu için gerekli olduğundan bahsediyordu. Bilmediğim bir şeyler için af diliyor gibiydi. Genel anlamda anneliğiyle ilgili bir durum olduğunu düşünmüştüm. Kimin arkamdan ne işler çevirdiğini bilecek kadar müneccim değilim. Kim ne halt ettiyse zaten kendi kendisini yiyip bitiriyor. Fikrimi de değiştirdim. İkisine de hakkımı helal etmiyorum. Kayınvalidem yaşına başına rağmen o vakitler hayatta olan rahmetli babama bile atılan pis iftiraların topuna girdi, diğeri de kendi evladına elin beş para etmez insan...